RISK MANAGEMENT SERVICES

Levha No: T0866-H132
  Ara
 | 
Avukatlar ve Yeni HKM Sorumlulukları


HMK UYGULAMASINDA “SORUMLULUK TAŞIMAMAK” İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR:


1-Bilirkişi raporuna karşı beyan ve cevap verme süreleri hakkında;
6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Yasasının uygulayıcılar tarafından yanlış yorumlanabilme riski taşıyan maddelerinden bir tanesi de 448. Maddedir. "Bu kanun, hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır" hükmünü getirmektedir. Yani yasanın yürürlüğe girmesinden önce yapılmış tüm usulü işlemler geçerli olacak ve bu işlemler tekrar yapılmayacaktır.

Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yapılan duruşmalarda ise; Yasa uygulayıcılarının Bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmak üzere gelecek celseye kadar taraflara süre verebildikleri gibi cevap dilekçesi vermesi veya cevaba cevap dilekçesi vermesi için dahi aynı süreyi vermekte oldukları görülmektedir.

Bilindiği üzere ; 6100 sayılı yasanın 90.maddesinin .1.fıkrası ‘’Süreler, kanunda belirtilir veya hakim tarafından tespit edilir.Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, Hakim kanundaki süreleri arttıramaz veya eksiltemez’’ hükmünü içermektedir.

Tüm bunların devamında ise; 6100 sayılı yasanın 281.maddesinin 1.fıkrası ile bilirkişi raporuna itiraz süresi 2 hafta olarak belirlenmiştir. Aynı şekilde cevaba cevap süresi ve 2. Cevap dilekçesi verme süresini de 122. ve 136.maddelerde 2 hafta olarak belirtilmiş ve bunun da tebliğ zarfına yazılması istenmiştir. Bu süreler yasa tarafından belirlenmiş süreler olup yargıç tarafından uzatılıp kısaltılamaz.

Sonuç olarak; Uygulayıcılar tarafından süre verilse de meslek mensuplarının yasal süreyi kaçırmamaları daha doğru olacaktır.

2-Yeni yasa ile davaların usulen red edilmesi hakkında;
Yeni yasayla Davaların usulden reddedilmelerine olanak sağlanması meslek mensubu Avukatlara dikkat edilmesi gereken çok önemli bir sorumluluk yüklemiştir.

Üstelik meslek mensuplarının, başlangıçta ve müvekkilini dinledikten sonra dava dilekçesini yazarken daha dikkatli davranması gerekecek, vakıaları, delilleri ve dayandığı hukuki sebepleri kendisi belirleyecektir. Bundan sonra dilekçesine ‘ Müvekkil anlatımıyla ‘ diye başlayarak ‘’sorumluluktan’’ kurtulamayacaktır.

Usulden davanın reddi, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi (119. ve 120.madde) avukatın kendisine sorumluluk getiren ve çok dikkat edilmesi gereken yeniliklerin başında gelmektedir. Artık meslek mensubu konuya tam olarak hakim olması için, önce müvekkilini çok iyi dinleyecek, olayı kafasında tam olarak canlandıracak, vakıaları irdeleyecek, hukuki kalıplara koyacaktır. Bunun ardından ise vakıaları somutlaştırıp hangi vakıanın hangi delillerle ve ne şekilde ispatlanacağını açıklayacaktır. Olası belgelerin asıllarını dava dilekçesine ekleyip, başka yerden getirilmesi gereken delil ve belgelerin yerlerini de belirtecektir.

Müvekkilden yargılama giderlerinin de peşin alınması gerekirken, davalı vekili olunması durumunda ise, iyice irdelenen olayın özelliğine göre hiç cevap verilmeyerek bu şekilde davacının ileri sürdüğü iddiaları ve vakıayı ( 128. Md.) red edilmiş sayılacak. Böylece davacının olayı genişletmesine ve değiştirmesine(148.md) fırsat verilmemiş olacaktır. Ama aynı zamanda kendisi de delil gösteremeyecektir.(145.md.) Eğer cevap verilecekse de dilekçenin yasanın istediği şartlara ve somut belgelerin asıllarına uygun olarak yazılması gerekecektir.(129.m.)

Sonuç olarak; Meslek mensubunun davayı iyice irdeleyerek bu süreçlere uygun davranması gerekmektedir. Aksi durumda önemli derecede sorumluluk taşıması ihtimali yüksektir.
Copyright 2010 cananevrensigorta.com  Kullanım Şartları Gizlilik Veriyaz